Üstüm çıplak yatmaya başladığım geceler geri geldi yine,
sinek viziltilari henüz yok
ve kafamın içindeki fısıltılarla başetmeye çalışıyorum hala..
Okumuyorum, izlemiyorum,
yazmıyorum, çizmiyorum;
yaşıyorum sadece..
14 Mayıs 2015 Perşembe
carpe dü-em
Bi kadınla tanıştım, yüzünde önceden tanıdığım iki kadını birden gördüm. Ruhunda onlarca eski kadınımı, yüreğinde sevdiğim bütün aşklarımı hissettim. Hala sıcaktı elleri, avuçları.. Her bakışında farklı bi mana, her gülüşünde derin düşünceler mevcuttu. bilemiyorum, ne yapabilirim onun için, kendim için, ikimiz için? Hayatin surprizlerine açığım, şaşkın değilim biraz tuhaf oldum onu gördüğüme, sonuçta o başka bi yerde ben başka biyerde ve ister istemez kanımın yoğunluğu değişti tenlerimiz değince birbirine.. Biraz önce ayrıldım kendisinden, uğurladım otogarda, otobüsün penceresindeki üzgün yüze el salladım, iki günü birlikte geçirdim ne yalan söyliyim eğlendim, kendimi çok iyi hissettim ve sanki alıştım ona, yokluğunun buhranındayım şu anda, kendime gelmeye çalışıyorum, itiraf ediyim şimdiden özledim onu, kimbilir bidaha nerde ne zaman görüşürüz, güle güle güzel kadın, güle güle özel kadın, bana yaşattığın mutluluk için çok sağol, kendine mutlu bak, esenlikler dilerim, iyi yolculuklar..
aşkın zamanı
sevmekte tek rakibim cemal süreya kaldı artık
onun gibi değil ama onun kadar sevebilmeyi biliyorum nihayet..
hiç bişey görmeden, kalp atışlarını duyabiliyorum aşkın mesela
hiç yaklaşmadan büyülü kokusunu duyabiliyorum sevgilinin
gözlerinin rengini tahmin edebiliyorum yanılsamadan
sarhoş olabiliyorum yokluğunda da
elleri ellerime değmese de teninin yumuşaklığına varıyorum
kaldırabiliyorum bu yükü omuzlarımla
beklemenin tırmıklı sabrını çekebiliyorum
zira aşık olma zamanı şimdi..
#HalikarnasŞarapçısı
onun gibi değil ama onun kadar sevebilmeyi biliyorum nihayet..
hiç bişey görmeden, kalp atışlarını duyabiliyorum aşkın mesela
hiç yaklaşmadan büyülü kokusunu duyabiliyorum sevgilinin
gözlerinin rengini tahmin edebiliyorum yanılsamadan
sarhoş olabiliyorum yokluğunda da
elleri ellerime değmese de teninin yumuşaklığına varıyorum
kaldırabiliyorum bu yükü omuzlarımla
beklemenin tırmıklı sabrını çekebiliyorum
zira aşık olma zamanı şimdi..
#HalikarnasŞarapçısı
12 Nisan 2015 Pazar
Bir Zamanlar Adalar'da
Masumduk, yalnızdık, sıkılmıştık.. Bi telefon uygulaması kadar yakındık birbirimize, ucundan dokunduk ve bulaştık, buluştuk doğru zamanda fakat bu kez yer yanlıştı, kavuşmamız kısa sürdü fakat tatlıydı, unutulmayacak bir hatıra resmi çizildi maziye, edebi bir eser mahiyetinde..
O bebekten, ben beşiktaştan sıkışmış trafiği yararaktan ortaköy etiler kavşağına kadar geldik ve bir otomobilin içinde karşılaştı ilk bakışlarımız. Boğaz köprüsünün altında aşşk kafede yudumladık ilk içkilerimizi birbirimize attığımız ısınma turlarında. Zorluda aynı gün ilk sinema filmi, çıkışta ilk romantik akşam yemeği..
Ertesi haftaya kadar geçen olumsuz hava şartlarına rağmen olumlu flörtleşmeler sayesinde cumartesi güneşi sürprizinin çılgınlığına kapılıp verdik elimizi bostancı iskeleye, soluğu büyükadada aldık. Faytonlar güzel ama hepsi beygir boku kokuyor be güzelim. Oturduk bira kalamara lakin namussuz martı bir anlık dalgınlığımdan faydalanarak gökten süzülerek masamıza daldı ve tabağımdan iki tane halkayı kapıp kaçtı, ona değil de etraftaki kahkahalara çok bozuldum işte.
Üstüne birer kahve içip kaltık yeni hedef burgazada..
Heybeliadayı geçince 5 dakika sonra burgazadaya vardık. Şahin bakışlarımla süzdüğüm adanın sağ tarafında kalabileceğimiz yeri gördüm, o tarafa doğru yollandık, tırmandık, nihayetinde son boş odayı kapmayı başardık.
Heyecan ve coşkuyla ilk sevişmemizi gerçekleştirdikten sonra rakı köşemize indik sahil kenarına. Hava açık, tam parça dolunay, muhteşem bir yakamoz, deniz üstü prüzsüz.. Mezeler bizim kızın süslemesi, masa o biçim. Üşüdük, içtik, devirdik, devrile devrile yürüdük, kalacağımız yere geldik. Bi kez daha seviştik, sonra birkaç kez daha, sonra defalarca..
Sabah olmuş, yani oldu, olayazdı hemen. Ne çabuk doğdu güneş? Kargalar martılarla kovalaşmaya başladı penceremizin önünde ciyak ciyak.. Midemi üşütmüşüm, bir bulantı hasıl oldu sorma gitsin. Hayatımın en zor sevişmesini yaptım, fakat iyi gelmedi desem yalan olur. Duş aldım, kahvaltıya çıktık, kahvaltı tabağımı martılara verdim, çok memnun kaldılar bu ikramımdan. Ben sahile inip çorba içtim, çorbacı kızın anlamsız tribini hiç unutmiycam. Vay be sait Faik bey, siz de o güzelim şiirlerinizi, o muhteşem hikâyelerinizi, hayatınızın romanını bu esrarengiz adada mı yazdınız gerçekten?
Şimdi de dönüş vakti, son olarak kınalıadaya uğrayıp mavi marmarayla şinanayları seyrederek bostancı iskeleye vardık. Hatunun canı kokoreç çekti, yanına da midye tavası dolması, tabi gözü doydu yiyemedi, iyileşen mideme ben atıştırdım birkaç tane ve ayranımı da çektim üstüne mis gibi oldum, kendime geldim.
Hava alanına kadar temden dörtlüleri yakıp emniyet şeridinden yardıran kadınımla iç hatlar girişinde son kez kucaklaştım, kokusunu içime çektim ve biliyorum ki onu çok özlicem, hatta özlüyorum şimdiden.
Halikarnas Şarapçısı
O bebekten, ben beşiktaştan sıkışmış trafiği yararaktan ortaköy etiler kavşağına kadar geldik ve bir otomobilin içinde karşılaştı ilk bakışlarımız. Boğaz köprüsünün altında aşşk kafede yudumladık ilk içkilerimizi birbirimize attığımız ısınma turlarında. Zorluda aynı gün ilk sinema filmi, çıkışta ilk romantik akşam yemeği..
Ertesi haftaya kadar geçen olumsuz hava şartlarına rağmen olumlu flörtleşmeler sayesinde cumartesi güneşi sürprizinin çılgınlığına kapılıp verdik elimizi bostancı iskeleye, soluğu büyükadada aldık. Faytonlar güzel ama hepsi beygir boku kokuyor be güzelim. Oturduk bira kalamara lakin namussuz martı bir anlık dalgınlığımdan faydalanarak gökten süzülerek masamıza daldı ve tabağımdan iki tane halkayı kapıp kaçtı, ona değil de etraftaki kahkahalara çok bozuldum işte.
Üstüne birer kahve içip kaltık yeni hedef burgazada..
Heybeliadayı geçince 5 dakika sonra burgazadaya vardık. Şahin bakışlarımla süzdüğüm adanın sağ tarafında kalabileceğimiz yeri gördüm, o tarafa doğru yollandık, tırmandık, nihayetinde son boş odayı kapmayı başardık.
Heyecan ve coşkuyla ilk sevişmemizi gerçekleştirdikten sonra rakı köşemize indik sahil kenarına. Hava açık, tam parça dolunay, muhteşem bir yakamoz, deniz üstü prüzsüz.. Mezeler bizim kızın süslemesi, masa o biçim. Üşüdük, içtik, devirdik, devrile devrile yürüdük, kalacağımız yere geldik. Bi kez daha seviştik, sonra birkaç kez daha, sonra defalarca..
Sabah olmuş, yani oldu, olayazdı hemen. Ne çabuk doğdu güneş? Kargalar martılarla kovalaşmaya başladı penceremizin önünde ciyak ciyak.. Midemi üşütmüşüm, bir bulantı hasıl oldu sorma gitsin. Hayatımın en zor sevişmesini yaptım, fakat iyi gelmedi desem yalan olur. Duş aldım, kahvaltıya çıktık, kahvaltı tabağımı martılara verdim, çok memnun kaldılar bu ikramımdan. Ben sahile inip çorba içtim, çorbacı kızın anlamsız tribini hiç unutmiycam. Vay be sait Faik bey, siz de o güzelim şiirlerinizi, o muhteşem hikâyelerinizi, hayatınızın romanını bu esrarengiz adada mı yazdınız gerçekten?
Şimdi de dönüş vakti, son olarak kınalıadaya uğrayıp mavi marmarayla şinanayları seyrederek bostancı iskeleye vardık. Hatunun canı kokoreç çekti, yanına da midye tavası dolması, tabi gözü doydu yiyemedi, iyileşen mideme ben atıştırdım birkaç tane ve ayranımı da çektim üstüne mis gibi oldum, kendime geldim.
Hava alanına kadar temden dörtlüleri yakıp emniyet şeridinden yardıran kadınımla iç hatlar girişinde son kez kucaklaştım, kokusunu içime çektim ve biliyorum ki onu çok özlicem, hatta özlüyorum şimdiden.
Halikarnas Şarapçısı
iki kişilik yalnızlık
Bir hafta sonra güneş açtı beşiktaşta, karşı tarafı daha net görmeye başladım kaldığım otelin terasından, köprü el sallıyor kız kulesi göz kırpıyor, vapurlar ıslık çalıyordu sanki.. dayanamadım, aldım ceketimi gözlügümü bindim kabataştan karşıya giden ilk vapura.. Üsküdardan hareme kadar yürüdüm elimde hala emanet tüten janti sigarayla ve telefonum çaldı haydarpaşaya doğru oturmuş çayımı içerken, yine benim gibi canı sıkılmış bi kadın soruyor nerdesin, nasılsın..?
Buluştuk modada, biraz sohbet ettik, biraz içtik, kahveyi de ben pişiricem diye tutturdu, evine gittik.. Fal bakıcaktık sözde, fincanlar ters çevirilmiş şekilde kaldı masanın üstünde.. Kül tablasında unutularak kül olmuş iki slim sigara.. Kanepede hunharca savrulmuş, kolları bacakları ters yüz olmuş giysiler.. Gözlerim çapaktan açılmıyor, bi elim kafamı diğer elim çıplak göbeğini kaşıyarak yatak odasına geri dönüyorum, kadının uyuyan ifadesiz suratına bakıyorum, esniyorum, kendime düşünme fırsatı vermeden tekrar yatağa kıvrılıyorum, uyuyorum.
Buluştuk modada, biraz sohbet ettik, biraz içtik, kahveyi de ben pişiricem diye tutturdu, evine gittik.. Fal bakıcaktık sözde, fincanlar ters çevirilmiş şekilde kaldı masanın üstünde.. Kül tablasında unutularak kül olmuş iki slim sigara.. Kanepede hunharca savrulmuş, kolları bacakları ters yüz olmuş giysiler.. Gözlerim çapaktan açılmıyor, bi elim kafamı diğer elim çıplak göbeğini kaşıyarak yatak odasına geri dönüyorum, kadının uyuyan ifadesiz suratına bakıyorum, esniyorum, kendime düşünme fırsatı vermeden tekrar yatağa kıvrılıyorum, uyuyorum.
İşveli Güneş
Hastayım saçlarının o pasaklı haline
Yine bana bakmıyor polen polen gözler
Ne diye incecik gülüyorsun öyle be
Titriyor içim, için için, huyum kurusun
Kıskançlığım tuttu uzaktan
Azıcık da platoniğim..
Halikarnas Şarapçısı
Yine bana bakmıyor polen polen gözler
Ne diye incecik gülüyorsun öyle be
Titriyor içim, için için, huyum kurusun
Kıskançlığım tuttu uzaktan
Azıcık da platoniğim..
Halikarnas Şarapçısı
Kaydol:
Yorumlar (Atom)