17 Mayıs 2010 Pazartesi, 14:00 te açılışının yapılacağı ve
27 Mayıs 2010 Perşembe gününe kadar devam edecek olan İzmir Liseler arası Tiyatro Festivali
Eşrefpaşa Selahattin Akçiçek Kültür Merkezi, Güzelyalı Kültür Merkezi ve Alsancak Türkan Saylan Kültür Merkezi
'nde sergilenecek oyunlarla gerçekleşecek..
Euterpe Sanat ve Konak Gençlik Tiyatrosu'nun katkılarıyla Konak Belediyesi Kültür Müdürlüğü ve Kent Konseyi Gençlik Meclisi'nin ortaklaşa gerçekleştirdiği İzmir Liseler Arası Tiyatro Festivali 17-27 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilecek. 10 farklı okuldan 11 ayrı oyunun sahneleneceği festivalin tüm oyunları ücretsiz olacak.
Festival programı şöyle;
17 Mayıs saat 18.30 açılış şenliği
Oytun Karanacak Pop-Rock Grubu Konseri,Oyun Hamuru (Tiyatro sporu), sergiler ve konserler
17 Mayıs saat 14.00
Övgü Terzibaşıoğlu Anadolu Lisesi : "Acil Servis" ( Selahattin Akçiçek
Kültür Merkezi)
18 Mayıs saat 14.00
Eşrefpaşa Lisesi : "Pişti" ( Selahattin Akçiçek Kültür Merkezi)
Cihat Kora Anadolu Lisesi: "Şaşkın Koca" ( Güzelyalı Kültür Merkezi)
21 Mayıs saat 14.00
Salih Dede Lisesi : "Düş-müş Oteli" ( Güzelyalı Kültür Merkezi)
24 Mayıs saat 12.00
Namık Kemal Lisesi : "7 Kocalı Hürmüz" ( Selahattin Akçiçek Kültür Merkezi)
saat 13.00
Karşıyaka Lisesi : "Bir Şehnaz Oyun" ( Güzelyalı Kültür Merkezi)
saat 14.00
Karşıyaka Gazi Lisesi: "Kabare" (Türkan Saylan Kültür Merkezi)
25 Mayıs saat 14.00
Övgü Terzibaşıoğlu Anadolu Lisesi : "Deve Kuşu Kabare" ( Güzelyalı Kültür Merkezi)
saat 16.00
Bornova Anadolu Lİsesi : " Ah Endülüs Ah" (Türkan Saylan Kültür Merkezi)
26 Mayıs saat 14.00
Kız Lisesi : "Uzaklar" ( Güzelyalı Kültür Merkezi)
27 Mayıs saat 14.00
Karşıkaya Anadolu Lisesi : "Damda Deli Var" (Türkan Saylan Kültür Merkezi)
15 Mayıs 2010 Cumartesi
9 Mayıs 2010 Pazar
Çözüm kalpte değil, beyinde..
Birgün kalple değilde beyinle seveceğime karar verdim acı çekmemek için.. Çünkü beynin kalbe hüküm edebileceğini düşündüm.. Kalbin saçma tavırlarını kontrol altına almak istedim.. Ama yanılmışım, yanlış düşünmüşüm.. Bi şekilde kalp acıyı kendine çekiyor ve bütün vücuda pompalamayı başarıyor yine.. Seven insan hep acı çekermiş meğer..Kalbinden de sevse beyninden de sevse fark etmezmiş.. Sen şuan kalp ağrısı çekiyorsun, ağrın geçtiğinde umrunda olmayacağım bunu çok iyi biliyorum.. Şuan duygusal tablondayım fakat mantıksal tablona çizdiğin resim ben değilim.. Ben ise beynimden silip atamayacağım hiçbizaman seni.. Çünkü ben mantık defterime seni yazdım, bütün aşkları bütün acıları unutup sende buldum huzuru..
Kalben huzurluydum seninle fakat şimdi düşüncelerim bıçaklıyor kalbimi, vicdanımın sızısı damarlarımı yakıyor.. Duygusal düşününce çok iyi anlıyorum durumu fakat beynim duygusal davranmamı engelliyor her seferinde.. Çünkü her defasında duygularıma yenik düşüp istemediğim şeyler yapmak istemiyorum.. O kadar çok atıp tuttuktan sonra, topluma meydan okuduktan sonra, şimdi bende aynı şeyleri yapamıyorum beklide..
Beyinle seven ayrılık diyemez ki, bunu düşünemez ki.. Ayrılmamak için her şeyi göze almışken üstelik.. Ama kalple seven, sızısı geçsin diye ayrılmayı göze alabiliyor maalesef..
Çözüm ayrılıkta değil.. Her seferinde yeniden deneyip başlamakta ve sonunda başarmakta olmalı.. İnanamazsak nasıl başlarız yeniden ve başaramayız ki böyle..
Ulaş Tuzak
Kalben huzurluydum seninle fakat şimdi düşüncelerim bıçaklıyor kalbimi, vicdanımın sızısı damarlarımı yakıyor.. Duygusal düşününce çok iyi anlıyorum durumu fakat beynim duygusal davranmamı engelliyor her seferinde.. Çünkü her defasında duygularıma yenik düşüp istemediğim şeyler yapmak istemiyorum.. O kadar çok atıp tuttuktan sonra, topluma meydan okuduktan sonra, şimdi bende aynı şeyleri yapamıyorum beklide..
Beyinle seven ayrılık diyemez ki, bunu düşünemez ki.. Ayrılmamak için her şeyi göze almışken üstelik.. Ama kalple seven, sızısı geçsin diye ayrılmayı göze alabiliyor maalesef..
Çözüm ayrılıkta değil.. Her seferinde yeniden deneyip başlamakta ve sonunda başarmakta olmalı.. İnanamazsak nasıl başlarız yeniden ve başaramayız ki böyle..
Ulaş Tuzak
Hayat Arkadaşı
Öyle bi haldeyim ki tarif etmek çok güç.. içinde bulunduğum durum ve ruh hali alıp götürüyor beni mağma katmanına yeryüzünün.. ellerim terlerken ayaklarım üşüyor ve bu paradoks beni bir hayli endişelendiriyor..
Sevdiğim beni anlamakta güçlük çekiyor yahut ben mevcut durumumu ifade etmekte yetersiz kalıyorum ve tekrardan sarılıyorum kelimelerin diyarına..
Sorunsuz ve sonsuz huzur bi insana bahşedilen en büyük dünya nimeti olsa gerek yada bu duygusal ideolojiyi bi kenara bırakıp sadece mantıksal parameterelerin olasılıklarıyla ilgilenmeli ve istatistiksel açıdan anlamlı olup olmadıklarını test etmeliyiz galiba.. bu testi yaparken de en çok dikkat edeceğimiz husus kalbimizin derin sularında alabora olmamaktır sanırım..
Hepimiz hayatta bi arkadaşa ihtiyaç duyar, bazen de ileri gidip bi arkadaştan daha çok şeyler bekleyebiliriz.. duygularımızı, düşüncelerimizi, dertlerimizi, sırlarımızı kısacası yalnızlığımızı paylaşıcak güvenilir bir dost arar dururuz heran yaşadığımız çevrede.. fakat bulabiliyor muyuz aradığımızı tartışılır.. bence aradığımız kişi sevgili değildir, aranan kişi hayat arkadaşı olmalı.. çünkü sevgili demek salt romantizm demektir ve mantıksal hiçbir önerme zihinde canlandırılamaz, bu duruma hayatı toz pembe görmek te diyebiliriz heralde.. gerçek dışı yaşanan bu süreçte birçok gerçek dışı problemler de türeyebilir çözümü olmayan.. işte bunlara paradoks diyoruz matematikte kısaca.. ama bence büyük bir yanılgı içerisindeyiz toplum olarak ve bu paradoksun çözümünü ayrılmakta görüyoruz.. oysa ayrılmak daha büyük bir başa bela.. yine bakabilirsek mantıklı olarak bu duruma, hayat arkadaşı olabilmenin ne kadar büyük olduğunu görebiliriz bir sevgiliden..
Hayat arkadaşı sevgili gibi bencil değildir, size verdiklerini bir anda geri almaz.. sizi sever sadece.. sizi sevmeyi sevmek gibi kendi sevgisini sevmez yada sizin onu sevebilme ihtimalini düşünmek gibi bi beklenti içine girmez.. yaptığı ve söylediği her şeye karşılık beklemez hayat arkadaşı.. kendisini kabul ettirme derdi yoktur, eşitlenmek istemez, alçakgönüllüdür.. sizin arkadaşlarınızı sizden daha çok sever ve sizi bile sizden daha iyi tanır.. siz onunla ilgilenmediğinizde size küsüp çeşitli tripler yapmaz.. çünkü bilir ki şuan ne olması gerekiyorsa o oluyordur.. kıskanmadığınızda sizi kendisini sevmemekle suçlamaz.. sonsuz güven duyar ve bu güveni hissettirir, sevgili gibi sana güveniyorum deyip te sürekli güvenmediğini göstermez hayat arkadaşı.. her zaman arkanızda değil, her zaman yanınızdadır hayat arkadaşı, ona ihtiyacınız olduğunda arkanızı dönmek zorunda kalmazsınız..
Olan biten yaşanan her şey iki ki kişi arasında kalır.. sorunlar bile o kişilerin sırlarıdır ve bu sırları kimseye anlatmaz hayat arkadaşı.. hayat arkadaşı olgundur, çocuklar gibi her problemine annesini yada babasını karıştırmaz.. kendi çözmeye çalışır her koşulda.. çözüm bulamazsa intahar etmez , aksine çözümsüzlüğün intaharına neden olur.. zor bulunur hayat arkadaşı, herkes bulamaz, herkes olamaz.. hayat arkadaşı öyle kolay kolay yetişmez, bikaç ay değil yıllar gerekir.. sabırlıdır hayat arkadaşı pes etmez hemen, sevgili gibi duygularına yenik düşüp isyan etmez, iftira etmez, kötü düşünmez hiç bizaman.. sorunları çözmede psikologlardan daha kabiliyetlidir hayat arkadaşı, olaylara bencilce yaklaşmaz ve çözümleri egosunu tatmin etmek için bulmaz.. tek derdi huzurdur onu da hayat arkadaşında bulur..
Hayat arkadaşı erdemlidir, yüce bir kişiliktir.. baktığında değil yanına yattığında, konuştuğunda anlarsın bu erdemi, bu yüceliği.. ne en yakın dosta benzer ne anaya ne babaya ne de tanrıya, hayaran bırakır kendine davranışlarıyla ve hiç bi zaman bu büyüyü bozmaz hayat arkadaşı..
Ulaş Tuzak
Sevdiğim beni anlamakta güçlük çekiyor yahut ben mevcut durumumu ifade etmekte yetersiz kalıyorum ve tekrardan sarılıyorum kelimelerin diyarına..
Sorunsuz ve sonsuz huzur bi insana bahşedilen en büyük dünya nimeti olsa gerek yada bu duygusal ideolojiyi bi kenara bırakıp sadece mantıksal parameterelerin olasılıklarıyla ilgilenmeli ve istatistiksel açıdan anlamlı olup olmadıklarını test etmeliyiz galiba.. bu testi yaparken de en çok dikkat edeceğimiz husus kalbimizin derin sularında alabora olmamaktır sanırım..
Hepimiz hayatta bi arkadaşa ihtiyaç duyar, bazen de ileri gidip bi arkadaştan daha çok şeyler bekleyebiliriz.. duygularımızı, düşüncelerimizi, dertlerimizi, sırlarımızı kısacası yalnızlığımızı paylaşıcak güvenilir bir dost arar dururuz heran yaşadığımız çevrede.. fakat bulabiliyor muyuz aradığımızı tartışılır.. bence aradığımız kişi sevgili değildir, aranan kişi hayat arkadaşı olmalı.. çünkü sevgili demek salt romantizm demektir ve mantıksal hiçbir önerme zihinde canlandırılamaz, bu duruma hayatı toz pembe görmek te diyebiliriz heralde.. gerçek dışı yaşanan bu süreçte birçok gerçek dışı problemler de türeyebilir çözümü olmayan.. işte bunlara paradoks diyoruz matematikte kısaca.. ama bence büyük bir yanılgı içerisindeyiz toplum olarak ve bu paradoksun çözümünü ayrılmakta görüyoruz.. oysa ayrılmak daha büyük bir başa bela.. yine bakabilirsek mantıklı olarak bu duruma, hayat arkadaşı olabilmenin ne kadar büyük olduğunu görebiliriz bir sevgiliden..
Hayat arkadaşı sevgili gibi bencil değildir, size verdiklerini bir anda geri almaz.. sizi sever sadece.. sizi sevmeyi sevmek gibi kendi sevgisini sevmez yada sizin onu sevebilme ihtimalini düşünmek gibi bi beklenti içine girmez.. yaptığı ve söylediği her şeye karşılık beklemez hayat arkadaşı.. kendisini kabul ettirme derdi yoktur, eşitlenmek istemez, alçakgönüllüdür.. sizin arkadaşlarınızı sizden daha çok sever ve sizi bile sizden daha iyi tanır.. siz onunla ilgilenmediğinizde size küsüp çeşitli tripler yapmaz.. çünkü bilir ki şuan ne olması gerekiyorsa o oluyordur.. kıskanmadığınızda sizi kendisini sevmemekle suçlamaz.. sonsuz güven duyar ve bu güveni hissettirir, sevgili gibi sana güveniyorum deyip te sürekli güvenmediğini göstermez hayat arkadaşı.. her zaman arkanızda değil, her zaman yanınızdadır hayat arkadaşı, ona ihtiyacınız olduğunda arkanızı dönmek zorunda kalmazsınız..
Olan biten yaşanan her şey iki ki kişi arasında kalır.. sorunlar bile o kişilerin sırlarıdır ve bu sırları kimseye anlatmaz hayat arkadaşı.. hayat arkadaşı olgundur, çocuklar gibi her problemine annesini yada babasını karıştırmaz.. kendi çözmeye çalışır her koşulda.. çözüm bulamazsa intahar etmez , aksine çözümsüzlüğün intaharına neden olur.. zor bulunur hayat arkadaşı, herkes bulamaz, herkes olamaz.. hayat arkadaşı öyle kolay kolay yetişmez, bikaç ay değil yıllar gerekir.. sabırlıdır hayat arkadaşı pes etmez hemen, sevgili gibi duygularına yenik düşüp isyan etmez, iftira etmez, kötü düşünmez hiç bizaman.. sorunları çözmede psikologlardan daha kabiliyetlidir hayat arkadaşı, olaylara bencilce yaklaşmaz ve çözümleri egosunu tatmin etmek için bulmaz.. tek derdi huzurdur onu da hayat arkadaşında bulur..
Hayat arkadaşı erdemlidir, yüce bir kişiliktir.. baktığında değil yanına yattığında, konuştuğunda anlarsın bu erdemi, bu yüceliği.. ne en yakın dosta benzer ne anaya ne babaya ne de tanrıya, hayaran bırakır kendine davranışlarıyla ve hiç bi zaman bu büyüyü bozmaz hayat arkadaşı..
Ulaş Tuzak
5 Mayıs 2010 Çarşamba
Fıstık Ezmesi
Fıstık ezmesi gibi yoktur
dünyada daha tatlı
Bir çay kaşığı daha
çalmak istersin kavanoza
Her seferinde bu son desende
yine tutamayıp kendini
Daldırırsın çay kaşığını kavanoza
bir kazma edasıyla..
ulaş tuzak
dünyada daha tatlı
Bir çay kaşığı daha
çalmak istersin kavanoza
Her seferinde bu son desende
yine tutamayıp kendini
Daldırırsın çay kaşığını kavanoza
bir kazma edasıyla..
ulaş tuzak
3 Mayıs 2010 Pazartesi
Buca’ya Sevgilerimle..
Şirinyerde toplanır bizim çocuklar
Forbeste başlar bütün coşkular
İnlete inlete geliriz tüm sokakları
Dinlete dinlete ezberletiriz sloganları
Belediye önünde verilir ilk mola..
Bütün bucalılar el ele kol kola
Hep bir ağızdan bağırırız; şampiyon Buca!
Derken devam edilir yola
Heykel önünde ikinci bir mola..
Burada ataya saygıya durulur
Tüm sporseverlere örnek olunur
Sonra uğur mumcu caddesine girilir
Boydan boya kocaman bir bayrak çekilir
Yolu kapatıpta yürümek orda ne zevklidir
Hedef belli istikamet çevik bir..
Eğitim fakültesini geçince heyecan dorukta
Durakta kornalarla şöförler karşılamakta
Tüm halk coşkuyla bizim meydanda
Ellerde bayraklar filamalarla
Haykırıyoruz tüm ülkeye
ŞAMPİYON BUCA!
Ulaş Tuzak
Forbeste başlar bütün coşkular
İnlete inlete geliriz tüm sokakları
Dinlete dinlete ezberletiriz sloganları
Belediye önünde verilir ilk mola..
Bütün bucalılar el ele kol kola
Hep bir ağızdan bağırırız; şampiyon Buca!
Derken devam edilir yola
Heykel önünde ikinci bir mola..
Burada ataya saygıya durulur
Tüm sporseverlere örnek olunur
Sonra uğur mumcu caddesine girilir
Boydan boya kocaman bir bayrak çekilir
Yolu kapatıpta yürümek orda ne zevklidir
Hedef belli istikamet çevik bir..
Eğitim fakültesini geçince heyecan dorukta
Durakta kornalarla şöförler karşılamakta
Tüm halk coşkuyla bizim meydanda
Ellerde bayraklar filamalarla
Haykırıyoruz tüm ülkeye
ŞAMPİYON BUCA!
Ulaş Tuzak
1 Mayıs 2010 Cumartesi
Bereket
Sen bir ateşsin ben bir buz
buhar oluruz uçarız göklere..
sen kelebeksin ben tırtıl
bahar oluruz her mevsime..
rüzgar olur eseriz
kaybolur sivrisinekler..
har vurup harman savururuz
güneşte çifte kavruluruz..
bazen bulut olur saklarız güneşi
üşürüz ayrı gecelerde..
ışık oluruz bazen alacakaranlıkta
tan yeri kızarır kıskançlığından..
gün gelir tohum oluruz
düşeriz toprağa elbet..
yağmur olur yağarız sonra
aşklara gelsin bereket..
ulaş tuzak
buhar oluruz uçarız göklere..
sen kelebeksin ben tırtıl
bahar oluruz her mevsime..
rüzgar olur eseriz
kaybolur sivrisinekler..
har vurup harman savururuz
güneşte çifte kavruluruz..
bazen bulut olur saklarız güneşi
üşürüz ayrı gecelerde..
ışık oluruz bazen alacakaranlıkta
tan yeri kızarır kıskançlığından..
gün gelir tohum oluruz
düşeriz toprağa elbet..
yağmur olur yağarız sonra
aşklara gelsin bereket..
ulaş tuzak
Kaydol:
Yorumlar (Atom)