SOSYAL MEDYA

SOSYAL MEDYA
ulastuzak

21 Ağustos 2010 Cumartesi

Livatya

Bandırma’dayım.. Doğduğum, doğup büyüdüğüm ve ilk kez hayata dair bir şeyler düşünmeye başladığım kentteyim tekrar. Biraz umutlu, sanki biraz mutlu ama yine de buruk bir kaderin etkisinde kalarak ve biramdan hafifçe yudumlayarak, bu sıcacık öz sohbetin ilk tümcelerine kelimeler karalıyorum esin perisinden yoksun..
Dolaştım bugün sahil kenarından etraflıca limanı..Güzelleştirme adına mahvolmaya yüz tutmuş eski hatıralarım. Nerede şimdi o güzelim livatya, ah nereye gitmiş acaba..
Plajı olmayan. Bandırma’nın tek denize girilebilir yeriydi orası. Lakin kapitalist güçlerin, gözlerini hırs bürümüş şekilde daha fazla kar uğruna hunharca saldırışları karşısında daha fazla direnememiş ve zehirli atıkların bataklığı haline gelmiş o güzelim hatıralar..
Küçükken arkadaşlarla yüzmeye kaçardık livatyaya.. Her ne kadar ilk kulaçlarımı Erdek’te attıysamda, su üstünde kalmayı başarabildiğim ilk yerdi livatya. Bir de sünnet arabalarının vazgeçilmez ziyaret yeriydi burası ve her sünnet çocuğu gezi turunun ringinin buradan yapılmasını isterdi. En nihayetinde bizimde sünnet arabası turumuzun dönüşü buradan yapılmıştı..
Yine birgün bisikletlerle livatyaya kaçmaya karar verdik. Hava çok sıcak ve artık top oynamaktan bunalmışız. En güzel aktivite denize girmektir dedik bizde. Ama evdekilerin haberi yok, söylesek izin vermeyecekler biliyoruz. Gezmeye diye çıktık bizde ve peynir ekmek hazırlayıp çantamıza koyduk, tuttuk o meşhur livatyanın yolunu maceraperest duygularla..
O gün çok eğlenmiştik gerçekten ama daha fazla geç olmadan eve dönmeliydik. Aksi halde evdekiler merak edebilirlerdi. Tabi birde denize gittiğimizi anlamamaları gerekiyordu. Bunun için tamda babamın işe, annemin de komşuya gittiği bir anı seçtim eve dönmek için. Eve geldiğimde kimse yoktu. Bu güzel bir haberdi. Hemen ön bahçedeki saksının altından anahtarı alıp kapıyı açtım ve dosdoğru terasa çıktım. Güneşte ısınması için koyduğumuz su bidonları vardı terasta. İki bidon suyla oracıkta duş alıverdim ve bidonlarıda soğuk suyla doldurdum anlaşılmasın diye.
Her neyse birkaç saat sonra gelen annem şüpheli gözlerle bakıyordu bana. Nedenini bilmiyordum ama terastaki anormal durumu anlamıştı sanki. Çünkü duş aldığım yer kurumamıştı ve bana suyla ne yaptığımı sordu. Duş aldığımı itiraf ettirene kadar diretti ve sonunda istediği oldu. Duş aldığımı öğrenince de denize gittiğimden şüphelenmesi kadar doğal bişey olamazdı. Durup dururken neden duş alayım ki ben ki öyle bir huyum da yoktur hani.. Ne kadar inkar etsemde sonuçta yılların tecrübesi annemden delilleri saklayamadım. Hani denize girdikten sonra tırnakla kollarınızı kaşır gibi çizerseniz tuzlar ortaya çıkıverir ya, annemde bu tekniği uygulayıp bir dedektif edasıyla denize kaçtığımı aşikar etmişti. Bu yüzden denize gittiğimi de itiraf etmek zorunda kalmıştım ve annem çok kızmıştı. Durumu babama da anlatınca artık o psikolojik baskıdan olsa gerek, livatyaya son gidişim olmuştu..
İşte o gün bugün tam 13 yıl olmuş dostlar..

Ulaş Tuzak

11 Temmuz 2010 Pazar

Arılar

Mini mini pırpırlar
Göz bebeklerimi uyarıyor
Biran dönüp bakıyorum
Hafif uğultular duyuyorum
Eğilince yere, görüyorum
Küçük çiçekli bitkilerin üzerinde
Vızvızlnıp duruyorlar
Ve uçuşuyorlar birsinden öbürüne
Bir de çok burun büküyorlar
Her çiçeği beğenmiyorlar
Nedenini merak ettim
Uzun uzadıya izledim
İzlerken dalmışım hayallere
Çimlerin üzerinde sızıp kalmışım
Bir imbat esintisiyle uyandım
İçim ürperdi aniden
Hemen toparlanıp kalktım
Onlarla vedalaştım
Ve uzaklaştım..

Ulaş Tuzak

19 Haziran 2010 Cumartesi

Alış-Veriş

bazen çok gereksiz
alışveriş yapıyoruz
kimler neler neler yapıyor
bizler satın alıyoruz
hiçbi işe yaramasalarda
sırf sattıkları için alıyoruz
onlar da biz aldık diye
daha fazla satmaya çalışıyor..
peki kim kazanıyor?

Ulaş Tuzak

14 Haziran 2010 Pazartesi

Metanet

Sen gidince uzaklara düşüceye daldım içten içe..
Belki yine yalnız kaldım bir başıma, kendi kendime
Yanımdayken kokun, sıcaklığın yaşatıyordu beni
Ya şimdi nedir beni hayata bağlayan biliyor musun?
Sana kavuşma hissi bitanem, sana dokunma hissi..
Umutlar yeşertiyorum özleminde ve gözlerimde büyüyor hayalin
Her iç çekişimde yokluğun geliyor aklıma
Dönüp bakıyorum ardıma yoksun hala..
Bu dert çok büyük inan her baba yiğit taşıyamaz
Uzaktan kolay gelir atıp tutmak ki yakında olana sor bir hele
Ne kadar zor geçer yoksun günler, hüzünlerle beraber
Ne kadar sıcak bir de hava gece bile tam otuz küsür
İçimi sızlatıyor belki de zaman yazdırıyor seni bana
Her acı bir tutam yazı bıraktırıyor ardıma
Belki bir gün baktığımda geçmişin arşivlenmiş dosyalarına
Görüp göreceğim bikaç satır acı olacak sanırım..
Metanet en büyük nimettir sahip olduğum
Metin oldukça birgün acıları da unutucağım..

Ulaş Tuzak

4 Haziran 2010 Cuma

Düğün

Vuruyor davul sanki beynime
Bi ders çalıştırmadı kahrolası
Yaz geldi ya hemen
Başladı düğünler
Ulan ne aceleniz var
Abaza herifler..
Haziranın daha 3. günü
Mahallede üç tarafta
Üç farklı kişi evleniyor
Şampiyon olmuşlar sanki
Fişekler alevleniyor..

Orgun koması kulaklarımda
Nara niri noro nuru
Bu nasıl bir işkencedir
Biri dur desin artık
Bitsin bu gürültü kalabalık
Takı törenine az kaldı
Bağıracaklar yine
Birisinden yirmilik
Diğerinden hediyelik..

Takı töreni de bitti
Şimdi son halaylar çekiliyor
Saat 12 ye çeyrek var
12 de düğün bitiyor
Gelin kül kedisine
Damat bal kabağına
Oynayanlar fareye dönüşüyor..

Ulaş Tuzak

26 Mayıs 2010 Çarşamba

Realist Şiir

Bugün günlerden güzel ve huzurlu bir gün..
okullarda son sınavlar ve yoklamalarda son imzalar..
mayısın son demleri, hava oldukça sıcak..
kuşlar cıvıl cıvıl öterken güzellik uykusuna yatmak
mutlu düşler seçmek kendine ve kaptırmak kendini
dertmiş tasaymış unutmak ve yok olmak çirkin,kötü dünyadan
yeniden doğmak güzellikler ülkesinde..

sevgilimin koynunda olmak ve sarılmak sımsıkı
kokusunda kafa olmak ve tekrar ayılmak ve tekrar bayılmak
hiçbişey düşnmemek öylecesine yaşamak
karartmak endişeleri ve heyecanları parlatmak
zevkten dört köşe olup, her köşeye neşe saçmak
kaçmak bazen, bazende yakalanmak sevgiyle

romanlaştırılmış aşkın büyüsünden kurtulmak
gerçeklere aşık olmak yeniden ve aşkla tutunmak hayata
bir sefer daha şans vermek belki de ama bu sefer dönmek yok geriye
hafızayı silmek ve yeniden yazmak gerçeklerle sadece
gerçeklerde bulmalıyız güzellikleri de
böylece gerçekten mutlu olabiliriz ölesiye..

Ulaş Tuzak