SOSYAL MEDYA

SOSYAL MEDYA
ulastuzak

16 Şubat 2010 Salı

KÖPEK, KADIN, ERKEK


Köpek, Kadın, Erkek, bir rastlantı sonucu karşılaşan, yalnızlıklarını, başkalarıyla da yaptıkları gibi, bir gecelik de olsa yenebilmek için birlikte olan, bu buluşmaları giderek sıklaşan, birlikte olma süreleri uzayan, en sonunda da tuttukları bir evde oturmaya başlayan 40 yaşlarında pek alımlı olmayan bir kadın ile aynı yaşlarda sıradan bir erkek arasında yaşanan cinsel, ruhsal sorunları inişleri ve çıkışlarıyla irdeliyor. Bunu da, belirleyici bir adları olmayan, dolayısıyla benzer koşullarda yalnızlıklarını yenmeye çalışan tüm kadınları ve erkekleri simgeleyen Kadın ile Erkek'le veriyor. Onların yanı sıra da, hatta onlardan da çok, ironik bir biçimde, Köpek'in ağzından. Kadın ile Erkek'in daha ilk gün sokakta bulup bir gecelik yanlarına aldıkları, ancak onlara 'yamanan' bu Köpek'i yazar hem sevimli bir anlatıcı olarak kullanmış hem de yaman bir gözlemci. Köpek, bir bakıma da, Adem ile Havva'dan beri Kadın ve Erkek arasında yaşanan, kimi zaman, hatta çoğu zaman trajik boyutlara ulaşan ilişkiler yumağından doğan sorunları tragedyalarda bir bilge kimliğiyle belirleyen, açımlayan, çözümlenebilir gibilerse yorumlayan 'antik koro'nun, bir korobaşının görevini üstlenmiş.


Tanık olduğu ürkekliklerde, korkularda, iletişimsizlikte, güvensizlikte, özgürlük arayışlarında, kırılmışlıklarda, düş kırıklıklarında, hırçınlıklarda, karşısındakine işkenceye kadar varan egemenlik duygusunun kökeninde yaşanmışlıklar olduğu hissine kapılıyor seyirci. Yazar Berg, 60'lı yılların ortalarında, o zamanki adıyla Demokratik Almanya'da, siyasal koşullandırmaların, Soğuk Savaş ortamının ruhsal yapılar, dolayısıyla da toplumsal ve bireysel ilişkiler üzerinde silinmez olumsuz etkiler bıraktığı dönemde doğmuş, yetişmiş, aydın bir aile çevresinden gelen; gençliğinde kuklacılığa merak sarmış, daha sonra Batı'ya geçmiş, Hamburg limanında temizlik işçiliğinden kamyon sürücülüğüne kadar pek çok işe girip çıkmış biri. Kadın-erkek ilişkilerini zaman zaman alaycı bir anlatımla, zaman zamansa acımasız boyutlarıyla veren bu oyun, onun gerçekçi gözlemlerinin, belki de yaşanmış gerçeklerinin ürünü...



KONAK GENÇLİK TİYATROSU

Eşrefpaşa Selahattin Akçiçek Kültür Merkezi'nde:
20 Şubat - 13 Mart - 3 Nisan - 28 Mayıs
saat: 20.00

Güzelyalı Kültür Merkezi'nde:
20 Mart - 17 Nisan - 8 Mayıs
saat: 20.00

28 Ocak 2010 Perşembe

Herbişeyim

Kelebeğim,
Sonbaharda yaprakları dökülen
Bir ağaç iken ben
Sen konuverdin üzerime
Birden bahar havası esti
Çiçeklerim açtı yeniden..

Meleğim,
Sen benim ruhumu sersemleştirip
Yüreğimi serserileştiriyorsun
Bu yüce gücün bir büyü olsa gerek
Beni hayallerden gerçekleştiriyorsun..

Bitanem,
Güzel gözlerine mi baksam hep
Yoksa bedenimi kollarına mı bıraksam
Hiçbişey düşünemiyorum sen yanımdayken
Sadece sevginin sınırsız şevkatini hissetmek
Ve de uyumak istiyorum geceler boyu
sana sarılarak..

Bebeğim,
Sende öyle bişey var ki herkesten farklı
Öyle bişey ki çözemedim bu işe ermedi aklım
O kadar sıcak ki dudakların
O kadar masum ve tatlı yanakların
Hem ısırmak istiyorum, hem acıtmamak
Öperek doymak istiyorum sana
Ve bir daha acıkmamak..

Sevgilim,
Benim vazgeçilmezimsin sen
Sensiz ben çok eksiğim
Çok gereksizim belki de
Bunu bilmeni istiyorum ki
Seni her şeyden çok
Ama çoooook seviyorum..

Ulaş Tuzak

12 Ocak 2010 Salı

KONAK GENÇLİK TİYATROSU

Konak Gençlik Tiyatrosu, 14 Şubat 2009 tarihinde Konak Belediyesi Kent Konseyi Gençlik Meclisi ve Euterpe Sanat işbirliği ile kurulmuştur. Amaçları İzmir'deki gençleri ücretsiz bir şekilde sanatla buluşturmak ve gençler arasında hayata entellektüel bir pencere açmaktır. Bu doğrultuda ilk olarak Büyükşehir Belediyesi katkılarıyla 1. İzmir Liselerarası Tiyatro Festivalini gerçekleştiren Konak Gençlik Tiyatrosu şimdide Konak Belediyesi ile 2. Liselerarası Tiyatro Festivalini gerçekleştirerek, kente geleneksel bir gençlik festivali kazandırmayı hedefliyor.
Bununla beraber yeni kursiyerleri ile oyun çalışmalarına devam eden Konak Gençlik Tiyatrosu, Profesyonel anlmada da bir oyun hazırlığı içerisinde. Bünyesinde akademik yazar ve yönetmenleri barındıran bu kurum, ayrıca Konak Belediyesinin çocuk oyunları projesinide gerçekleştirme yolunda büyük adımlar atıyor.

Ulaş Tuzak

2 Ocak 2010 Cumartesi

İKİBİNON

Ve iki bin on..
Binlerce değil, sadece iki küçük bin yıllık ve bir on yılcık bilinen tarihin canlı şahitleriyiz hepimiz.. Neler yaşamadık ki bu iki küçük bincik yılda neler.. Kurulan yıkılan devletler, keşifler, icatlar, atlanan çağlar, çıkan savaşlar..
Herkes dünyanın sonunun geldiği senaryolarını yazadursun, gözden kaçan bir şey var ki, o da yakında çıkacak 3. dünya savaşı..
Çin önderliğinde kurulan Güney Asya Birliği (Asean); Çin, Malezya,Tayland,Singapur ve Endonezya beşgeninde güçlü bir sermaye ve dünya dengelerini büyük ölçüde etkileyecek güçlü bir ekonomi yaratmakta..
Başta Amerika olmak üzere, Avrupa Birliği ve Rusya’da bu konuda oldukça endişeli görünüyorlar.. Ancak her ne kadar konunun dışında gibi görünsek, aslında biz de ateşin tam ortasında bulunuyoruz.. Çıkacak bir 3. dünya savaşı durumunda hangi safta yer alacağımız bizim için ölüm kalım kadar önemli bir karar olacak. Bu yüzden şimdiden siyasilerimizin dış politikalarını ve iç dengelerini ona göre ayarlamaları gerekir..

İç dengeler demişken, her geçen yıl artan işsizliğe bu yılda eczanecilerimiz eklenicek.. Artık bütün eczacılar iş yerlerini bakkala çeviricek ve bakkalcılık sektöründe büyük bi rekabet havası yaşanacak gibi duruyor..
Milli eğitim bu yılda herzamanki gibi etkisiz elemanlar yetiştirecek ve özel eğitim sistemine ticari fayda sağlayacak ve ordanda yutan elemanlar ortaya çıkacak.. Milletin elindeki üç kuruşu türlü hilekarlıklarla tilki misali ağzından alacaklar..

Sporda yine Beşiktaş Galatasaray ve Fenerbahçe konuşulacak.. Dikkat edin futbol bile diyemiyorum o kadar spesifik ve kısır bir boyuta indirgedik sporu. İnsanları kutuplaştırdık bu sayede.. Bu yılda böyle devam edecek..

Ve Sanat.. Türkiye’de olmayan bir şeyden bahsetmek biraz abese iştikal edicek ama yinede azda olsa bikaç cümle edemeden geçemicem.. Türkiye’nin en büyük sermayesi Kültür ve Sanatıdır.. Fakat en az önem verilen dal da yine Sanatıdır.. Bu yılda değişen hiçbirşey olmayacak, sözde Avrupa Kültür Başkenti İstanbul yine olup bitenin ardından lafta kalacak..

İKİBİNON bize; bir Rusya, Fransa Edebiyatı; bir İtalya Modası, Güzel Sanatları; bir Almanya Felsefe ve Psikolojisi; bir İskandinav Sosyolojisi, Japonya –Çin-Kore Teknolojisi vermese bile enazından akıl fikir versin diyorum..

uMutlu yıllara Türkiye..

Ulaş Tuzak

1 Ocak 2010 Cuma

Annem ve Sevgilim

2010 ile bir ilk yaşadım
Dünyanın en güzel şeyi imiş bu
Annemi ve sevgilimi yan yana görmek..
Üstelik ikiside aynı şeyleri düşünüyor
Aynı duyguları paylaşıyorlar benim için..
İnanılmaz mutluyum, inanılmaz sevinçli
Kelimelerle daha fazla anlatılmaz ki
Eniyisi gidin sizde alıp ta sevgilinizi
Gösterin annenize söyleyin sevginizi
Anlarsınız o zaman ne demek istediğimi..
O kadar şüphe duymaya pek gerek yokmuş
Ama ilkler nedense hep böyle olurmuş..

Ulaş Tuzak

27 Aralık 2009 Pazar

Ciddi Ciddi Bitti

Saatlerce düşünüyorum bir sıkıntı var içimde
Akibeti belirsiz karanlık bir düşteyim
Ellerim soğuyor, içerim titriyor
Kan çekiliyor damarlarımdan ruhum daralıyor..,
Hep aynı melodi şunları söylüyor;

“Hayatı ciddiye alan biri değilim
Neyi ciddiye aldıysam hep sorun oldu
Kendi haline bıraktığım her şey
Su misali aktı yolunu buldu..”

“Ciddi ciddi yazıyordum eskiden
Kimse yazdıklarımı okumuyordu
Şimdi öylesine yazıyorum
Biranda şair, yazar oluyorum..”

“Ciddi ciddi üniversiteyi bişey sanıyordum
Aksatmadan derslere girip çalışıyordum
Fakat 69la sınıfta kalıyordum
Şimdi okula öylesine gidiyorum
76 ortalamayla geçiyorum..”

“Ciddi ciddi tiyatroya başladım
Konservatuarlara sınavlara girdim
Elime yüzüme bulaştırdım
Ne zaman vazgeçtim bu sevdadan
Kendi tiyatromu kurup oyuncu oldum..”

“Ciddi ciddi aşık olurdum eskiden
Kimse bilmeden aşkı yaşardım
Platonik takılırdım kendimce, içimde biyerlere
Aşık olduğum hiç kimse, kendisine aşık olduğumu bilmedi
Çünkü bunu söylemeye yüreğim cesaret edemedi..”

“Onlara şiirler, mektuplar yazardım
Ama veremezdim bitürlü
Bigün gözümü karartıp vermeyi denedim
Çıktım karşısına, uzattım mektubu ona
İnanmazsınız ama tam 15 sayfa
Peki ne oldu sonunda?
Kaçıp gitti elimden yere göğe sığdıramadığım aşk..”

“Şimdi aşktan çekiniyorum, sakınıyorum kendimi
Fakat bu kez inadına aşk koşuyor peşimden..”


“Aşık olduğum hiç kimseyle birlikte olamamıştım
Bu yüzden de ciddi bir ilişki yaşamamıştım
Gönlümce eğlenip, gönlümce yaşarken
Kimse kimseyi sorgulamamıştı
Bende sorumsuzluğa iyice alışmıştım..”


“Hep özenmiştim uzun süren ilişkileri
Hepside güzel görünürdü fakat hepsi ciddi
Ciddi kelimesi içime bi sıkıntı yaratmıştı
Çünkü ciddiye aldığım her şey, istediğim gibi olmamıştı..”

“Nitekim bir aşk yakaladı beni
Gün geçtikçede ciddileşti
Kontrolü kaybetmiştim sevgimden
İşin içine ailelerde girmeye başlayınca
İçimdeki sıkıntı biranda arttı
Sanki içimde bir atom bombası vardı
Patlamaya hazır beklerken
Bir tercih yapmak zorunda kaldım;
Ya bombayı patlatıp yok olucaktım
Ya da bitecekti her şey..
Korktum içimdeki sıkıntıyla yok olmaktan..”

“İşte böyle bu defa
Her şey öylesine başlayıp
Ciddi ciddi bitti..”

ULAŞ TUZAK