SOSYAL MEDYA

SOSYAL MEDYA
ulastuzak

8 Kasım 2009 Pazar

sakin limanım'a



uzun zamandır ilk kez deniyorum yazmayı
sana olan sevgim artırdı inancımı..
belki başlarda yanlış düşündüm
ama şimdi eminim ki o düşünceden döndüm..

tanımadan sevmek inan çok saçma
ama anlıyor insan tanıdıktan sonra..
ne kadar düşünsen gelmez aklına
ama görünce işler değişiyor biranda..

yorgundum, huysuzdum belki hala öyleyim
ama bilmeni isterim ki şu an seninleyim..
neden böyle oldu bilmem anlamadım
bilseydim zaten mutlu olmazdım..

sevgilim sen benim sakin limanımsın
hayatın azgın dalgalarından sığındığım
şu an huzur doluysam ki sayendedir bu
dalgalar alıp götürsede uzaklara birgün
dönüp demir atacağım yer sen olacaksın..

Ulaş Tuzak

30 Ekim 2009 Cuma

86 Yılda Ne Hale Geldik?

Yıl 1923 aylardan ekim ve günlerden 29.. bir sabah uyanıyoruz ve bağımsızlığımız elimizde.. Artık daha özgür ve huzurluyuz.. Sağol büyük insan Atatürk..
İlk yıllar ne güzeldi, herşey iyiye doğru giden hızlı bir ivmeyle başlamıştı. Devrimler birbiri ardına yapılıyordu ve halkımız gittikçe daha çok modernleşiyor ve zenginleşiyordu. Bir ara dünyanın en hızlı gelişen ülkesi ünvanını ele geçirmiştik taa ki Atamız aramızdan ayrılana kadar..
Ardından hızlı bir yavaşlama sürecine geçildi. Atatürk'ün gizli mektubu, yani vasiyetinde temenni ettiği mareşal Fevzi Çakmak başa geçemedi.
İsmet paşanın kıskançlıkları ve egoları bir yanda, diğer yanda sevrin kuyruk acısını çıkarmak isteyen itilaf devletleri ve bir tarafta da gericilerin anlamsız dünya görüşleri, bu süreci kaçınılmaz kılmıştı.. Daha sonraları Celal Bayar gibi isimlerle tekrardan bir hareketlenme yaşasakta ardından gelen hükümetler ile bir bir duraklama sürecine geçilmişti..
Siyasetteki çıkar çatışmaları; şeriat örgütlenmelerini, terör örgütlerinin oluşmasını ve avrupa-amerika ajanlarının bir bir ülkemize akın etmesini kolaylaştırmıştı. Siyasi rant elde etmek isteyenler, hertürlü sakıncalı kozu kullanmakta çekinmemiş, tereddüt dahi etmemişlerdir. Toplumun bilinçlenmesini sağlayacak ülkenin aydınları idam edilmiş, vatan haini sayılıp sürülmüş, hapsedilmiş, bir şekilde asimile edilip ortadan kaldırılmış ve susuturulmuştur. Bilimsel çalışmalara önem verilmemiş aksine dinsel çalışmalar hep ön planda tutulmuştur. Bu yüzden bütün önemli bilim adamlarımız hep yurtdışına kaçmak zorunda kalmıştır. Aynı şekilde sanat ve edebiyata da önem verilmemiş, cumhuriyetin ilk dönemindeki sanatçıların ürettiği eserler günümüzde üretilememektedir.
Çünkü toplumun bilmesi engelleniyor, çünkü düşünmeyen beyinler, koyun gibi ne verilirse yiyen sürü insanlar olsun isteniyor, çünkü patronların işlerine, siyasi başkanların işlerine bunlar geliyor..
Bu danışıklı dövüşte kaybeden hep halk oluyor.. Ezilen, sömürülen, acı çeken..
86 yılda ne değişti? Sokağa çıkıp insanları bir gözleyin hele.. Herkesin yüzünde bir acı ve endişe var.. Kimse yarın ne olacak bilmiyor? Ülke garanti vermiyor halkına..
Evet 86 yıl önce özgürlüğümüzü elde ettik, özgür ve huzurluyduk.. Ya şimdi, hala öylemiyiz?

16 Ekim 2009 Cuma

beklentiler

beklentiler yıpratır bir aşkı önce
bitmeyen umutlar
dinmeyen ilgi
ve içime sinmeyen sevgi..

Ulaş Tuzak

iki insan (erkek ve dişi)

buluşmak isteyen iki insan biyerde buluşur
görüşmek isteyenler de görüşür
birbirinden hoşlanan iki insan gülüşür
birbirini özleyenler ise araşır
iki insan konuşarak anlaşır..

konuşamazlarsa yazışır iki insan
telefonla mesajlaşır
bi şekilde ulaşırlar birbirlerine..

iki insan düşünerek karışır aşka
önce zorluklarla savaşır bıkmadan
gerekirse kavga eder, tartışır
ama yine de uzlaşır bi şekilde..
zaten iki insana da bu yakışır..

Birbirini seven iki insan
en sonunda sevişir..

Ulaş Tuzak

1 Ekim 2009 Perşembe

Aşkın Gözü Açıldı

Gelişen teknoloji asırlardır kör olan aşkın da gözünü açmayı başardı nihayet..
Eskiden aşkın gözü kördü, evet. Bu görüşe bende katılıyorum.
O zamanlar, güzel bir insanı görür görmez aşık olabiliyorduk.
Günümüzde ise, aşık olamamanın sıkıntısını çekmekte insanlar,
çünkü aşık olmak için artık güzellikten öte birçok vasıf arıyoruz karşı cinste..

Özellikle önce güçlü olmasını istiyoruz ve sonra güvenilir olmasını, üstüne bir de güzel olmasını..
Yaşadığımız çağda, güç demek şüphesiz para demektir. Bunun yanı sıra mevki, makam sahibi olmak ta göz önünde
bulundurulabilir.. Bu elemeyi yaptıktan sonra, güven meselesi karşımıza çıkıyor ki bu elemelerimizin en zor
kısmıdır. Bu özellik biraz zaman aldığı için hemen anlaşılamaz, bu yüzden de bazen kararsız kalmamıza
yol açar genellikle..
Gelelim söz konusu güzelliğe; yani eli yüzü düzgün olsun yeter..
Güvenilir olunca, huyu suyu da iyidir işte deriz zaten..

İşte bunlar bir çatı altında birleşince de sıra geliyor, aşk meselesine..
Bütün bu koşullar sağlandığında ve aşk kendi süzgecinden geçirip tabiri caizse ince eleyip sık dokuduktan sonra
hoşlanma hormonunu yavaş yavaş salgılamaya başlar.
Daha sonraki aşamada endorfin, dopamin ve selatonin hormonlarının
kokteyl halini almasıyla kendimizde o kişiye karşı konulmaz bir istek ve arzu duyarız..
Bu vecd (trans,ekstaz) halinde aşık olduğumuzu söyler dururuz işte..

29 Eylül 2009 Salı

Cinsellik Üzerine

ne bir açlığa benzer bu
ne de susuzluğa
yahut kuş tüyü bir yatakta
geceler süren uykusuzluğa..

vampirlerin susuzluğu gibi
su içmekle geçmez
kandan başka hiçbirşey
bu yokluğu gidermez..

acıkırsan, bir kuru ekmek
susarsan,bikaç yudum su
yorulursan, iki saat uyku
hemen çare olur sana..
lakin öyle bi ihtiyaç bu
heran bela olur sana..

önce okul bitirip
iş sahibi olman gerek,
hele erkek isen bir de
askere gitmen gerek,
sonra bir ev tutup
yuva kurman gerek,
oldu paşam yaş 30 küsür
birde çocuk yapman gerek..

bütün bu ahval ve şerait içinde
sağlıklı, mutlu kalman gerek..

yıllardır okuyoruz
okul bitmiyor..
bitiren arkadaşlar
işe giremiyor..
işe girip çalışanlar
bir eş bulamıyor..
bulup evlenenlerinde
yaşı çoktan geçiyor..

bu yaşa gelene kadar
bizler napalım?
sağlıklı yaşam için
hep oruç mu tutalım?
tamam tutalım da
nezaman bozalım?

aç olan kişi, gözünde yemekleri görür
sabah akşam sürekli kebapları düşünür
parasız ise lokantaların önünde sürünür
bir parça kuru ekmeğe minnettar olur..

susayan kişinin, aklına ilk buzlar gelir
sonra kola, gazoz meyve suları
bira, rakı, viski, votka ister bazıları
bir yudum su içince unutur o hazları..

yorulan kişinin, burnunda tüter yatmak
eve gelince ilk işidir, kendini yatağa atmak
hele şöyle olsa da bir kuş tüyü yatak
lakin bir kanepeye kıvrılıp uyumak bile yeter..

aç değilim,
susuz değilim,
uykusuz da değilim..
fakat nerden geliyor
bu içimdeki eğilim?
birşey istiyor bedenim
ve rahatsızlık veriyor..
fakat toplum da bu konuda
beni huzursuz ediyor..

devletim bana, ne gelecek
ne de iş veriyor..
fakat aklıma binbir türlü
garip düşler giriyor..
iki güzel göz, bir tatlı dudak
bana çok hoş geliyor..
üşüyorum geceleri artık
zaten kış ta geliyor..
sarılıp uyumalıyım birine ama
bu durum herkese yaş geliyor..

Ulaş Tuzak