SOSYAL MEDYA

SOSYAL MEDYA
ulastuzak

24 Ocak 2009 Cumartesi

İzmir'de Tiyatroculara Destek Kampanyası



İzmir'de tiyatro üretimi yapmaya çalışan bir tiyatrocu olarak bir kampanya başlatmak istiyorum. Bunun adını 'İzmir Tiyatrocularına Destek Kampanyası' koydum. Ya da adı her ne olursa olsun, tiyatro adına bir hareket başlattım, bu dayanışmaya katılıp bize destek vermenizi istiyorum.. Ben izmir'de yaşıyorum ve tiyatromu da burda yapacağım..
İzmir'de amatör ya da profesyonel olarak tiyatro ile ilgilenen herkes, bir gün ortada yapayalnız kalıyor. Çünkü tiyatro yapmak için sığınacakları bir çatıları yok. Şanslı olanlar kendi yerlerini oluşturabiliyorlar, hatta adamı olanlar devletten ödenek bile alabiliyorlar.. Ancak çok iyi olup ta başını sokabilecek biyer bulamayan ve aşık olduğu bu mesleği yapamayan çok sayıda tiyatro emekçisi var bu şehirde.
Akademik bir geçmişe sahip olanlar ise hemen İstanbul'a kaçıyorlar sanki orda yeterince tiyatrocu yokmuş gibi.. Ki zaten akademik eğitim almak isteyen de alamıyor ya.. Güzel sanatlar fakültelerinden sadece Dokuz Eylül'de tiyatro bölümü var, o da içler acısı bir halde. Neden mi? Her yıl 8-10 kişinin alındığı bu okula girenlerin de nasıl girdikleri belli zaten, anlatmaya gerek yok. Bunlar zaten okula girmeseler de bir şekilde İstanbul'da, orda burda tanıdık çevresi olan kişiler. Birşekilde biryere tutunabilirler nasılsa.
Ya bu işe yıllarını vermiş olanlar? Yılarca kendi başlarına birşeyler yapmaya çalışanlar? Onlar için neden birşey yapılmıyor? Neden onlara sahip çıkılmıyor? Bu şehir de onlar için bir yer açmak çok mu zor? Neden bu sanatçılar değerlendirilmiyor anlamıyorum, soruyorum??
Mesela Türkiye'nin 3. büyük şehri olan İzmir'de neden bir Şehir Tiyatrosu yok? Sürekli bir yerlere sanat merkezleri açılıyor gözleri boyamak için. Sanat'ı destekliyorlarmış.. Her seçim öncesi sanatı desteklemeyen belediye var mı ki? En son Güzelyalı'da Adnan Saygun Sanat Merkezi açıldı. İstanbul Modern'den etkilenmişler.. Kimbilir kaç milyon liralar harcanmıştır?? Peki gerek var mıydı böyle bir yapıya, tartışılır.. Oraya ayrılan bütçe ile kurulamaz mıydı şehir tiyatrosu? Şimdi o sanat merkezinde neler yapılacak? Sanki hergün İstanbul Modern'deki gibi etkinlikler, bienaller mi olacak? Pek sanmıyorum.. Kimileri diyor ki, Devlet Tiyatrosu var, yetmez mi? Yetmez.. Hatta devlet tiyatrosu hiç bir işe yaramaz bence.. Bedava yapsalar oyunları yine gidilmez.. Çünkü, her devlet dairesindeki gibi orası da köhneleşmiş. Yönetmeninden oyuncularına kadar herkes devlet memuru gibi çalışmakta, salla başını al maaşını.. Ben maaşlı tiyatrocu istemiyorum! Tiyatrocuya destek verin, o kendi parasını bir şekilde kazanır. Tiyatrocuya yer verin, tiyatrocuya ilgi gösterin, tiyatrocuyu alkışlayın.. İnanın tiytroları para değil, sevgi yaşatır..
Euterpe Sanat Topluluğu olarak, İzmir'de bütün zorluklara karşı birşeyler yapmaya, bir akım yaratmaya çalışıyoruz. En son Alsancak'ta kirasını ödeyemediğimizden dolayı sahnemizi kapatmak zorunda kaldık. Özel bir tiyatro olarak bu işi yapmamız çok zor. Biz bu ülkenin vatandaşı ve İzmir'in halkı olarak kendimize ve bizim gibi olan tüm tiyatrocu kardeşlerimize bir destek istiyoruz.
İzmir'de tiyatro yapmaya çalışan herkes adına ilgili merciilere (Yerel ve Ulusal Basına, Büyük Şehir Belediyesine, İlçe Belediyelerine, Partilere, Derneklere, Klüplere, Odalara vs.) sesleniyorum; Lütfen İzmir'deki tiyatro hareketlerini takip edin! Onlara sahip çıkın! Destek verin!

31 Aralık 2008 Çarşamba

İKİBİNDOKUZ




Nasıl anlatsam size geçen yıllarımı, neler yaptıklarımı.. Yıllar o kadar acımasız ki, sizin durumunuzla hiç ilgilenmiyor, hiç beklemiyor.. Hani kendimizi tavşan sanırız da hızlı yaşamaya çalışırız ya, işte yıllar da bir kaplumbağa gibi yavaş yavaş gelip bizi geçiyor sinsice..
Birden kendimize gelip bir bakıyoruz ki, o güzelim toz pembe yıllarımız, arşivlenmiş raflarda, tozlu sararmış sayfalara dönüşmüşler bizden habersiz..
Hüzünlenmemek elde değil bana kalırsa. Yeni yılın kesin olmayan getirilerini tartışıyor herkes, lakin geçen yılların bizden götürdüklerini hiç kimse konuşmuyor nedense..
Umutlu gözlerle bakabilmek ister her insan geleceğe belki çaresizce ama unutmamalıdır her gelenin gideni aratacağı gerçeğini..
Sonuçta ikibinsekiz yılı bizde artı ve eksileriyle neler bıraktı, bunu analiz etmeliyiz ve kendimizi ikibindokuz yılına böyle hazırlamalıyız.. Yoksa herkes klasik köhne beklentiler içinde sağlık, mutluluk ve huzur ister.. Tabiii 'Aşk'! ta..

Okurlarıma kısaca şunu söylemek istiyorum; ikibindokuz yılında önce kendimizi, sonra ailemizi, sonra arkadaşlarımızı ve komşularımızı, daha sonra toplumumuzu ve dünyamızı olumlu yönde etkileyecek üretimlerde bulunalım..
Tüketim toplumu içerisinde salmışız kendimizi gidiyoruz bilinmeyen karanlık bir geleceğe doğru. Geleceğimizi aydınlatmamız için, artık üreten bir toplum olmalıyız, kadınıyla erkeğiyle, genci ve yaşlısıyla, tüm toplumumuzla o eski kurtuluş savaşı dönemlerindeki gibi aynen, belki daha fazlasıyla..
Henüz geç kalmış sayılmayız, zararın neresinden dönülürse kardır sevgili dostlar..
Üretmeye İKİBİNDOKUZ da başlıyoruz ve üreten bir toplum oluyoruz..
Kolay gelsin!

9 Kasım 2008 Pazar

EUTERPE SANAT TOPLULUĞU





İzmir'de yepyeni bir sanat akımı doğuyor.. Euterpe Sanat Topluluğunu kurmak için biraraya gelen Taner İşeri, Atilla Ertörer, Hakan Yıldırım ve Ulaş Tuzak İzmir'de daha önce eşi benzeri görülmemiş bir sanat faaliyetini başlatmayı hedef seçtiler ve bunun için çalışmalarına başladılar..
Öncelikli olarak, Görünmez Tiyatro'yu ele alan topluluk ;(Görünmez Tiyatro, Augusto Boal'ın Ezilenlerin Tiyatrosunda değindiği bir türdür..), bununla beraber kısafilm, senaryo yazım ve doğaçlama&skeç alanında da çalışmalarını sürdürmektedir..

Euterpe Sanat,İlk oyunu 'Ritüel Yansımalar' ile Aralık 2008 den itibaren sanatseverlerle buluşmaya hazırlanıyor..

http://tr-tr.facebook.com/group.php?gid=47667205978&ref=nf

1 Haziran 2008 Pazar

Geceyarısı




Gece 3.20, uyku tutmadı ve başladım yine yazmaya.. Cumartesi gecesinin planlandığı gibi gitmemesi canımı sıkmıştı.. Solgun hayaller ve bitkin duygularla yazmaya çalışıyorum yeniden.. Gönül isterdi ki, unutulmayan bir gecenin ardından mutluluk nameleri dokülsün satırlara.. Heyecandan parmaklarım titresin klavyenin tuşlarına basarken.. Yeniden alevlensin yüreğim ve toz pembe geçsin gecelerim..
Şimdi geçmiyor gecelerim, donuyor sanki zaman.. Sıcaklar da bir yandan terletiyor ve bunaltıyor adeta.. Yine takılıyorum dün gecenin neden böyle anlamsız geçtiğine.. Cevabını veremiyorum ve veremdikçe deliriyorum kendi kendime bu odanın içinde.. Sıkıntı basıyor yine, daralıyorum.. Düşünceler yoğunlaşıyor beynimde.. Öylesine yoğunlaşıyorlar ki, çok ağırlaşıyorlar kaldırıp atamıyorum..
Şu anda panik atak yaşıyorum..
Aklımda hala bitmeyen görüntüler, yıllanmış hikayeler var.. Onlara dalmaktan, uykuya dalamıyorum.. Gerçekten çok acı verici..
Serinlemek için dolaptan bir şişe soğuk suyu kafama dikiyorum.. Boğazımdan mideme kadar bir serinlik hissiyatı, sadece bikaç saniye, hepsi o kadar..
Ama yüreğimin serinlemesi için kutuplardaki bütün buzları getirseler yetmez şimdi.. Sadece 'O' serinletebilir yüreğimi.. Bir sesi, bir tepkisi yeter bana..
Nerdesin şimdi acaba, nerdesin?
Seni düşünüyorum bu gece vakti, herkes uyumuş mışıl mışıl.. Pencerem yarı açık, yarı kapalı.. Yarım aralıktan gelen sokak köpeklerinin sesleri.. Bir de bilgisayarımın kasasından gelen fan sesi var şu anda..
O kadar yalnızım ki bu kalabalıklar içinde, o kadar yalnızım ki sensiz..
Bekliyorum godot'u bekler gibi.. bekliyorum sadece, öylesine, amaçsızca, umarsızca..
Saatler ilerlesin, zaman geçsin ve sabah olsun diye bekliyorum belki de.. Sabah olsa da kurtulsam şu geceden diye..
Uyumaya korkuyorum sensiz.. Yatağa giremiyorum, gözlerimi kapayamıyorum.. Çünkü yalnız olduğumu biliyorum ve bu da beni huzursuz ediyor..
Sana sarılarak uyumak istiyorum artık, seninle uyanmak..
Gözlerimi kapadığımda son kez seni, açtığımda ilk kez seni görmek istiyorum..
Şimdi tam 3.40, veda ediyorum sana ama hala bekliyorum, okursan ulaş bana..

10 Mayıs 2008 Cumartesi

Ulaşname


Ne aşk meşk dalgası
ne sağ-sol kavgası
ne de yaşama kaygısı
benim derdim sadece
bir kilo kayısı
belki yiyen olur diye yazıyorum..

Hergün düşünürüm ben
ne mantıklı,
ne mantıksız..
hem anlamlı,
hem anlamsız..
Düşündükçe büyür içimdeki allahsız..
Birden afacan duygular sarar bedenimi
Heycanlanır korkarım..
Heeyy!
kimse yok mu?
siz bilirsiniz
ben zaten
belki duyan olur diye yazıyorum..

Şimdi devam ediyorum anlatmaya
Bakalım ne çıkacak
ne çıkmayacak sabaha..
Kim ölecek
kim kalacak?
Belki yaşayan olur diye yazıyorum..

Efendim öncelikle
ben bir deliyim..
neden diye sorarsanız,
normal insanlar gibi değilim..
normal düşünmüyor
normal yaşamıyorum..
Ne garip duygular besliyor yüreğim
Ne garip fikirler üretiyor beynim
ben kendimi anlamıyorum ki
nasıl anlatayım?
Belki beni bi anlayan olur diye yazıyorum..

Birtürlü kendimi sevemiyorum..
Bazen çok mutlu,
bazen çok mutsuz oluyorum..
nasıl bir duygudur bilemiyorum? ?
yine kafiye takıntısı başladı
kelimeleri seçemiyorum..
kısacası
yüreğim boş, hayallerim boş..
belki biri sever diye yazıyorum..

Nameler nameler nameler..
benim hayatımı gizlerler..
çok yalnızım
bu kalabalıklar içinde
hem ağlarım,
hem gülerim..
ama sadece namelere söylerim
içimdekileri..
belki bi gören olur diye yazıyorum..

Gidiyorum sonu görünmeyen bi yolda
nereye gidiyorum bilmiyorum..
yaşıyorum ama
ne için?
kimin için?
belki bilen vardır diye yazıyorum..

Siliyorum hafızamı
unutuyorum herşeyi..
o eski, o tatlı, o güzel günleri..
ama nasıl unutulur
onun o ateşli, o masum gözleri..
o sıcak, o içten gülüşü..
belki hatırlatan olur diye yazıyorum..

Kah dalıp dalıp giderim
kah içimi dökerim
sırf hayatın anlamını anlamak için
egolarımı ezerim..
Koy gitsin
ver yansın
vur patlasın, çal oynasın..
ya da uğraş
ne şiş yansın ne de kebap diye..
belki akıl veren olur diye yazıyorum..

Adım Ulaş'tır benim
ve tek bir dileğim vardır..
olur mu bilmiyorum ama
belki gerçekleşir diye yazıyorum..