bu gece sadece ikimiz
gökyüzü şahit
silinir bütün izimiz
.
.
kıvılcımlar çakıyor
dudağın değmesine
durma dans et hadi
sevişelim delicesine
.
.
kop gel hadi
sorma sakın nedenini
yakalamışken bu anı
bırakma aşkın izini
.
.
Ulaş Tuzak
bu gece sadece ikimiz
gökyüzü şahit
silinir bütün izimiz
.
.
kıvılcımlar çakıyor
dudağın değmesine
durma dans et hadi
sevişelim delicesine
.
.
kop gel hadi
sorma sakın nedenini
yakalamışken bu anı
bırakma aşkın izini
.
.
Ulaş Tuzak
Kaçıp gidemedim, vakit çok erken.
Yaşlı gözlerime miller çekerken,
Bedbaht halimi göremedin zalim.
...
...
Adın, dudağımda yarım bir duaydı,
Yüzündeki benler, gözüme şuaydı.
Seni sevmek bana güya rüyaydı,
Rüyalarıma bile giremedin zalim.
...
...
Ben aşkta sürgün, bu yolda yorgun
Ne kadere dargın, ne kadiri durgun
sen başka elde, ben başka yelde
sen de muradına eremedin zalim.
...
...
Ulaş Tuzak
bugün için beklendi
sensiz geçen dünlerim
karmaşık bir denklemdi
Söylüyorum alenen
Seviyorum seni
***
simsiyah gecelerim
seninle renklendi
aşık oldum üstüne
mutluluk da eklendi
Söylüyorum alenen
Seviyorum seni
***
Çekinmiyorum, utanmıyorum
Gücenmiyorum artık
Beklemiyorum, teklemiyorum
Saklamıyorum artık
Bakıyorum, görüyorum
anlıyorum artık
Söylüyorum alenen
Seviyorum seni
***
Ulaş Tuzak
gönlümün dar sokağı
Kimbilir belki bugün
aşkımın son şafağı
Son mektubun elimde
sararmış eski kağıtlar
İçimde feryat figan
kopuyor sessiz ağıtlar
~
Her bakışımda seni fısıldar
kırgın aynalar
Her anımda eksik kalan
bi yanım var
Senle başlar her sözüm,
sensizken yalanlar
heryerimde kar
yüreğim de kor gibi yanar
Ulaş Tuzak
Benimki de öyle başladı. Galata’da bir kafede, elinde kitabıyla oturan o kadını gördüğümde, zaman kısa bir süreliğine büküldü. O andan sonra, evrilen hikâye bizi dört farklı şehirde sınayacaktı.
⸻
🛫 İstanbul: Başlangıcın Şehri
Onunla ikinci karşılaşmamızda, Moda Sahili’nde yürüyorduk. Elini tutmak istedim. Ama göz göze geldiğimizde, aklımdan geçen tek cümle şu oldu:
“Eğer bu yazı birlikte geçirebilirsek, benim için dünya biraz daha yaşanabilir bir yer olacak.”
Ama o yazı İstanbul’da geçirmek istemiyordu. “Ben Bodrum’a gidiyorum,” dedi. “Sakinliğe ihtiyacım var.” Ben de bavulumu topladım ve Aşka inanan herkes gibi peşinden gittim.
⸻
🌊 Bodrum: Deneyimlerin Şehri
Bodrum Mayısta hep güzel olur ama bu yıl biraz daha tuzlu. Çünkü bayram arefesine denk geldi. Turizm sektörü toparlanmaya çalışıyor; gençler hâlâ “freelance” umutlarla sabahlara kadar köle gibi çalışmaya hazırlanıyor. Sahiller biraz dolu, kalpler azcık yorgun ama düşünceler de bi o kadar yoğun.
Biz de oradaydık. Gündüz Yalıkavak’ta Gümüşlük'te denize giriyor, gece butik konserlere gidiyorduk. Aşık mıydık? Belki. Ama tam yakalayamadan, aramıza bir şey girdi: gerçeklik.
“Ben Paris’e dönmek zorundayım,” dedi. “Ya ben?” dedim. “Sen… sen kendini bulmalısın.”
⸻
🚉 İzmir: Bekleyişin Şehri
O Paris’e uçarken ben İzmir’e geçtim. Çünkü bu şehir beklemeyi öğretir insana. Kordon’da imbata karışarak yürürken insan kendi geçmişiyle barışır. Alsancak’ta, sallanan bir banka oturup günbatımına dalarken iç çekip düşündüm:
“Birini gerçekten seviyorsa, gider mi insan?” “Yoksa kalmak mıdır asıl cesaret?”
İzmir’de kendime döndüm. Kendimi unuttuğumu fark ettim. Müzik yaptım, biraz yazdım, dostlarla dertleştim. Ama bir akşam, telefonum titredi:
“Paris’e gelir misin?”
⸻
🇫🇷 Paris: Hesaplaşmanın Şehri
ve sonunda Paris… Seine nehrinin kıyısında onunla yeniden yürürken, göz göze geldik. Bu sefer de tutmadım elini. Çünkü büyü bazen tutmamakta saklıydı. Üstelik sanki ne o aynı kadındı ne de ben aynı adam gibi geldik birbirimize.
“Keşke daha erken olsaydı,” dedi. “Belki de tam zamanında oldu,” dedim.
uzunca süren bir sükutu bozan şairin şiiri yankılandı kulaklarımda: "Daha o gün anlamalıydım bu ilişkinin yazgısını, Takvim tutmazlığını, Aramızda bir düşman gibi duran Zaman'ı.. Daha o gün anlamalıydım, Benim sana erken Senin bana geç kaldığını"
Aşk bitmedi. Ama şekil değiştirdi. Çünkü bazı aşklar sonsuza kadar sürmez. Ama seni sonsuz yapar. Peki Sonsuz olmak mı? 'Onsuz' olmak mı? İşte hayatımın en cevapsız sorusu..
Ne bir tren vardı ne de eseri
Eğer demiryolları kaderse böyle
Nasıl gidicem şimdi Paris'e söyle
/
İzmir'den Paris'e yoktu bi tren
Aşkımızı başlamadan buydu bitiren
Ne var ki Paris'te bi Eiffel Kulesi
Daha güzel İzmir'deki Saat Kulesi
/
Paris'in ne denizi ne martısı var
Ne de bizi anlatan bi şarkısı var
O güzel şaraplardan Şirince'de var
Paris'e dönmeye şimdi ne gerek var?
/
İzmir'den Paris'e yoktu bi tren
Aşkımızı başlamadan buydu bitiren
Ne var ki Paris'te bi Eiffel Kulesi
Daha güzel İzmir'deki Aşk hikayesi
Hele bir de aylardan temmuz ise
Bam bam aşka..
/
Geldiğini bile anlamadan gidiveriyorsun
Sensiz Akdeniz öksüz kalıcak şimdi
Ege'de bari birazcık daha takılsak?
Ömrümüzde daha kaç temmuz kaldı ki zaten?
Hem senden sonra da Yaz bitiveriyor hemen
Dur azıcık daha, Gitme len!
/
Şarkıların dalgalarla aşındığı
Aşıkların kumsallara taşındığı
Romantizmin nirvanaya ulaştığı
Ne aşklar yaşanıyo sende be temmuz?
/
Üzüyorsun beni,
Aziz, Ulu, Kutsal Temmuz
/
Her sene Haziran'dan sonra
Ağustos'tan önce
Kocaman bir karadeliksin ömrümde
Kirli ve siliksin düşlerimde
Düşmem bir daha peşine
Hoşçakal sevgili Temmuz..
/
Ah temmuz, Vah temmuz
Balayı gibi yalan bi aysın sen de..
Yoksa yalanlar mı daha iğrenç?
Bedenimi sokan eğreti bir yılan
Ama kanımı zehirleyen
Sübhan bir yalan..
Dayan yüreğim
Az kaldı dayan..
Katarakt bi kehanet bu
Etrafını saran duman.
Karşımda duran sadece
Zavallı bir Şahmaran..
Ulaş Tuzak
Aldı başını gidiyor seneler bu nasıl bi hız kardeşim yahu.. bu hıza ayak uydurmaya çalışırken atlıyoruz kaçırıyoruz bazı şeyleri.. ne yapıyoruz biz neredeyiz şuan? Nasıl geçti habersiz o güzelim yıllarım??
2007den beri yazıyorum nasıl geçtiğini.. şimdi sıra geldi 2021 in nasıl geçtiğine..
İstanbul'dan çıkıp Bodrum yolunu tutmuştum yine. Kendimi rejenere edip güzel dileklerle döndüm İstanbul'a. Bir yandan ekspertiz işi yapıyor diğer yandan yine oyunculuk işleri kovalıyordum. Bir yandan da Nisan ortalarına kadar zoraki bir ilişki yürüttüm. Mayıs'ta yine 3 hafta bi kapanma olmuştu. Yine Bodrum'a gidip açılmıştım ben de tam tersine. Ordan dönüp geldiğimde bi Çanakkale macerası yaşadım ve İstanbul'da yeni bir ilişkiye başladım. Bütün yaz çok hızlı bir aşk hikayesi yaşamıştık. İzmir Bodrum bölgesinde ayak basmadık anı bırakmadık yer kalmamıştı. Sonra İstanbul'a dönünce hiç şaşmaz sıkıntılar boy göstermeye başladı. Birbirimize batmaya başladık sanırım. Hal böyle olunca ayrılık da kaçınılmaz oluyordu her seferinde olduğu gibi.. işten de sıkılmıştım, işi de bıraktım. Bir süre doğaya bıraktım kendimi. Ormanlarda yürüyüp boğazda balığa çıkmaya başladım. Oyunculuk için bir takım aksiyonlara giriştim. Doğaçlama tiyatro işinin hazırlıklarına başladık. Çok başarılı ve tanınan bi cast direktörünün atölyesine katıldım. 2022 için tükenen enerjimi tazeledim. Yeni yıla bomba gibi girmeye çok hazırım. Yeni iş yeni projeler yeni aşk ve yeni hayallerle yeni hikayeler yazacağız bu sene..
Takipte kalın hoşçakalın.. :))
Yürüyorum ıslak kaldırımda
İstanbul'un bir tarafında
Bir tarafım deniz, bir tarafım sensiz
Çığlıklar atıyorum
İstanbul'un her tarafında
Bir taraf boğaz, bir taraf avaz
Yüzü geliyor aklıma her adımımda
Issız sokakların kenarlarında
Bir tarif istiyorum sokak kedisinden
En grisinden..
Takip ediyorum, kaybediyorum
İstanbul'un zor tarafında kayboluyorum
İçmek geliyor nedense yol alıyorum
İstanbul'un bar tarafında parlatıyorum
Kısık üşümüş bir ses çınlıyor, kalkıyorum
İstanbul'un mor tarafında saklanıyorum
Sabahlıyorum, ayrılıyorum
İstanbul'un diğer tarafında
Yeni bir hayata başlıyorum.
Geceyi dinliyorum, bir de yağmurun sesini.. kışın ortasında kuş cıvıltıları.. ıslak zeminde ıssızlıği bozan bir araba geçiyor sonra ve ağacın dallarından yere düşen damlaların patırtısını duyuyorum, kalkıyorum yataktan yine uyuyamadım.. Bir buçuk saattir askeri eğitimde gibiyim, sağa dön, sola dön, tanrım bu yataklara durgunluk veren geceler ne zaman bitecek! ıssızlığa biri ıslık çalıyorum, gece gece şeytanları toplayayım bari diyorum başıma üşüşsünler.. onlar da yoklar, onlara da mı sokağa çıkma yasağı var acaba? peşinden koşarak geldiğim tatlı hayallerimin eşiğindeyim şu an.. belki bu bir doğum sancısı çektiğim, sabahı müjdeleyen hızır'ın beşiğindeyim.. sabahın beşindeyim.. tutunduğum bir dal oyuncak var elimde yalnız, neyse ki adı tükenmez kalem ve iki satır yazabileceğim bir kağıt var yanında tüketeyim diye, o da sararıp solmuş yazık, dijitalleşen dünyada belki de son ajanda 5 sene öncesine ait.. dert ortağım oldu gecenin bu saatinde bana, aferin ona..yarın o da dijital medya da yerini alıcak nasıl olsa.. (Şiir Instagramda..)
Son 2 aydır bilgisayar başında yazdığım tek konu gayrimenkul
değerleme raporu. Muhtelif bankalara konut, villa, işyeri, dükkan, ofis vs.
ekspertizi yapıyorum, işim bu oldu pandemiden sonra. Hala İstanbulda’yım. Dün 2
ay sonra ilk defa sete gittim. Malum bir hipermarketin reklam filminde oynadım.
Dizi işleri de açılmaya başladı. Önem sırasına göre üst kademeden başlayarak
işsiz kalan oyuncular iş yapmaya başladılar. Sıra bize de gelmeye başladı
nihayet. Sektöre geri dönmek güzel, özlemişiz. Diğer taraftan, bahaneyle maaşlı
sigortalı iş sahibi olmak da güzel oldu. Serbest zamanlı gibi çalışıyorum ama
full time kazanıyorum. Allah bereket versin. Şanslı olmak böyle bir şey demek
ki.
İşin aslını size anlatmak istiyorum;
Daha önceki yazımda anlatmıştım. Bir dizi işi için Haziran
başında Bodrum’dan İstanbul’a geldim. Ancak işler yolunda gitmeyince yine boşta
kalmıştım. Yaklaşık 10 gün sonra bir sabah Üsküdar sahilde, Paşalimanı’nda
yürüyüş yaparken, Tekel Sahnesinin önünde durup boğazdan geçen devasa gemileri
izliyordum. Telefonum çaldı. Kibar bir erkek sesi, rahatlatıcı bir tonda hal
hatır sordu. Sonra konuya girdi. Arayan beni defalarca arayan değerleme
şirketlerinden birinin insan kaynakları müdürü Harun bey. Eski CV’lerimden bana
ulaşmış. Üstelik Bodrum bölgesi için. Ben Bodrum’da olmadığımı artık İstanbul’da
olduğumu söyleyip telefonu kapatmak istedim. Ama Harun bey kapatmak
istemiyordu, İstanbul’da çalışmak istemez misin? diye sordu. Diğer şirketlere
verdiğim net cevabımı hemen yapıştırdım; ben o sektörü bıraktım, artık o işi
yapmak istemiyorum. Neden diye sormaya devam etti Harun bey. Kredi faiz
oranları düşmüştü, herkes deli gibi konut kredisi çekmeye başlamıştı. İşler çok
yoğundu ve eksper sayısı işleri karşılamıyordu. Çılgın gibi gayrimenkul satışı
oluyordu. Harun bey CV’mden benim deneyimli olduğumu görmüştü. Üstelik hem
İstanbul’da olduğumu, hem de başka bir yerde çalışmadığımı öğrenmişti.
Deneyimli bir kurt gibi avını kaçırmak istemiyordu. Tam da istediği gibi bir
aday bulmuştu çünkü. Ben reddedip telefonu kapamaya çalıştıkça ısrarla beni
telefonda tutmak ve ikna etmek için sorular soruyordu. Şu an ne işle
uğraşıyosunuz? Yeterli para kazanabiliyor musunuz? Hayatınızdan memnun musunuza
kadar geldi muhabbet. Derken, nasıl manipüle olduysam işi kabul etmişim. Zaten boş
boş ne yapsam bu süreçte diye de bi taraftan düşünüyordum. Tam üstüne böyle bir
konuşma olunca kabul edivermişim. Harun bey beni İK’dan Ceren hanıma
yönlendirmiş, Ceren hanım işe giriş sürecini anlatmış ve kendimi bir gün sonra
evrak toplarken bulmuşum. Noterden ha bire bankalar adına tasdikli belge
alıyorum. Ne kadar da artmış noter fiyatları..
Ertesi gün evrakları teslim ettim, daha sonraki gün şirket
aracını, laptopu ve telefonu verdiler, hadi bakalım vira bismillah sahaya.
Bankalara tanımlandıkça işler gelmeye başladı. İlk işim Tuzla Serbest Bölgeden
bi fabrika ve Organize Sanayi bölgesinden bi İmalathane. Buyrun burdan yakın. Ben
konut raporu bile yazmayı unutmuşken daha önce hiç yazmadığım bu nitelikli
işleri nasıl halledicektim. Aldı mı beni bi stress.. neyse ki süreç içerisinde
hem denetmen hem de diğer eksper arkadaşlarla tanıştıkça bu zorlu sıkıntılı
süreçleri atlattım. Şu an çok memnun ve mutluyum işimden. Diğer taraftan
istediğim zaman oyunculuk işlerini de yapabilmek bu işin çok büyük bir artısı
bence. Yoğun geçen yaz sezonu sonrasında kredi faiz oranlarının da
yükselmesiyle neyse ki çılgınca akan işler yavaşladı ve biz de rahat bir nefes
aldık. Merkez rahatlayınca da bu kez Şile işlerine gitmeye başladık. Şile
işleri bize tatil gibi geliyor. Hem geziyoruz, hem deniz ve orman havası
alıyoruz. Sabah gidersek kahvaltı, öğleden sonra gidersek balık yiyip
dönüyoruz. Seviyoruz yani bu hayatı.
Bu arada Üsküdar’dan geçici bir süreliğine Şişli merkeze
taşındım. Burası İstanbul’da 1 yıl içinde yaşadığım 5. Ev oluyor. Ne de çok ev
değiştiriyorum. Seviyorum değişikliği napayım. Enerjimi yenilemenin bir diğer
yolu da bu bence. Buralarda yaşamak da ayrı bir tat. Bomonti’si, Nişantaşı’sı,
Maçkası.. Beşiktaş’ı, Sarıyer’i Kilyos’u.. Buralarda da geziyoruz kısacası.
Akşamları arka tarafta Şişli Belediyesi’nin karşısındaki parkta basket
oynuyoruz kuzenle. Güzel spor oluyor bize. Evde de barfiks çekiyoruz, kolları
sırtı omuzu kanatları büyütüyoruz. Avuçlarımızın içi patlasa da sonuç
fevkaladenin fevkinde. Postür iyi duruyor yani.
Yakında tekrar Anadolu yakasına taşınıcam. Kısmetse ev
almayı düşünüyorum. Arabayı satıp daha pahalı bir ev alamayı düşünüyordum ama
şimdi arabayı satınca yenisi almak da epey güç olacağı için bundan vaz geçtim. Hem
bi ev bi arabaya beraber sahip olmak daha bi güzel duruyor değil mi? Şirket
arabası olsa da, kendi arabamın her zaman evinin önünde durması ayrı bir güven
veriyor insana. İşe, şirkete belli olmaz sonuçta, Türkiye’de özel sektör
piyasası çok dalgalı en nihayetinde.
Bundan sonraki süreçte ise daha fazla sanatsal ve edebi
işlerle uğraşabileceğimi düşünüyorum, bu da beni ayrıca mutlu ediyor. Şu an bu
yazıyı yazabilmek bile çok güzel bir duygu benim için. Artık daha sık yazma,
daha fazla kitap okuma, daha çok şiir seslendirme, daha daha oynama, fikir
yaratma ve icra etmek sürecine girdim. Başarıyı elde etmek çok tatmin edici bir
duygu. Ruhum şenleniyor, demleniyorum, tazeleniyorum resmen. Benjamin Button
gibi her geçen yıl daha da gençleşiyorum.